KadirTOPBAŞ VEFASIZ KOMŞU! Duymuyor! Sokak çocukları-sur zindanları “KRAL ÇIPLAK!” Diyor..

      Sokak çocukları için ayrılan Eminönü Zindankapı Değirmen Sokak No:15’deki binayı ihaleye çıkartıp kendi derneğine tahsis eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının gözü karşı surlardaki sokak çocuklarını görmüyor!

      Tuhaf! Başkan TOPBAŞ ikinci makamı yaptığı binanın aslında sokak çocukları için Belediye’de yürütülmesi gereken SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı Projenin yönetim yeri olduğunu sanki bilmiyor!

      Yüksek Mimar Belediye Başkanı’nından sosyal içerikli binaları mamur etmesi beklenirken, O aksine sokak çocukları için ayrılan yapıların içeriğini bozmakla meşgul; Belediye icraatları sokak çocukları sorununu tümüyle transit geçiyor!

      Başkan Kadir TOPBAŞ’ın yönetiminde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’unun öngördüğü SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı Proje uygulamaları engelleniyor!

       SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN PROJE ÇALIŞMALARININ SÜRDÜRÜLMESİNİ ZORUNLU KILAN MAHKEME KARARLARI VE OLUR YAZILARI SÜMEN ALTINDA TUTULUYOR; Böylelikle binalar da tefrişatlarıyla birlikte birer birer yok ediliyor;
















































































































































































      Sokak çocukları mağdur ediliyor! İhaleler tam gaz sürdürülüyor(!)

      Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ, sokak çocuklarına, çocuk haklarına ihanette sınır tanımıyor;

       Sokak çocukları projesinin Eminönüdeki yönetim mekanı da artık ihale konusu!

      Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın, sokak çocuklarının Belediye’deki proje yönetim merkezi binasını Başkanı olduğu derneğe peşkeş çeken ihalesinin adresi Eminönü’nde sokak çocuklarının barınağı olan Bizans surlarının yanıbaşında yer alıyor(!); Zindankapı Değirmen Sokak No:15’de 361 Ada 12 Parsel’deki bu tarihi Belediye mülkünün gerçek sahibi ise aslında yardıma muhtaç çocuklar.

      Başkan Kadir Topbaş burada, 5 yıldızlı otel konforunda dizayn ettiği yeni makamında, Marmara’nın belediye başkanlarıyla buluşuyor..Marmara ve boğazları belediyeler birliği adlı Derneğin internet sitesinden; http://www.marmara.gov.tr/PhotoGalery.aspx kısayol bağlantı adresiyle ulaşılan şu fotoğraflardan anlaşıldığı üzere:
Başkan TOPBAŞ sokak çocuklarının proje yönetim mekanında denize karşı çay-kahve içiyor ve siyaset dersleri okuyor. Esasen hukuksuzlukları resmeden bu fotoğrafların hukuksuzlukların failleri tarafından teşhir ediliyor olması hayli ilginçtir!







       Sokak çocuklarıyla ilgili proje yönetim mekanlarını içine alan Belediye ihaleleri vurgununun son muhatabı Belediye’nin sokak çocukları konulu işleri!

      Hızını alamayan Belediye Başkanı, sokak çocukları için Belediye'nin bizzat çalışmasını zorunlu kılan kanun maddelerini ve halen geçerli olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’unu hiçe sayıyor; böylelikle, doğrudan yükümlü olduğu görevlerini toptan ihale ediyor!

      İhaleleri düzenleyen Büyükşehir Belediyesi üst düzey yöneticileri aynı zamanda ihaleleri alan Sağlık A.Ş.’de yönetim kurulu üyesi oluyor(!).

      Başkan Kadir TOPBAŞ’ın yönetiminde sokak çocukları konulu Kamu İhale Kanunu ilkeleriyle de bağdaşmayan hukuk dışı bu hizmet ihalelerinin suç ortakları üst düzey yöneticiler. İhalelerin değişmez sahibi olan ehliyetsiz yüklenici şirketteki yönetim kurulu üyelikleriyle “huzur hakkı” paraları alan yönetim kurulu üyeleri hak istismarlarının doğrudan sorumlusu.

       Üzerlerinden pahalı ihaleler yürütülen sokak çocukları ise bu tabloda sanki Belediye yöneticilerinin “döner sermaye”si.

      Tüm bu olayları anlatan bazı gazete haberlerine ilişkin linkler aşağıdadır:
Zaman Gazetesi haberi için lütfen tıklayın
Sabah Gazetesi haberi için lütfen tıklayın
Sabah Gazetesinin bir başka haberi için lütfen tıklayın
Evrensel Gazetesi haberi için lütfen tıklayın
Gerçek Gündem Gazetesi haberi için lütfen tıklayın

      İlgili mahkeme kararları ve resmi belgeler için lütfen tıklayın

       Konuya ilişkin olarak yukarıdaki yazıyla birlikte tüm merkezi ve yerel yöneticilere yollanmış dosya içeriği metin içeriği aşağıda sunulmuştur. Kamuoyunda gerekli hassasiyeti oluşturacağına, hukuksuzlukların önlenmesi yolunda ivedilikle harekete geçileceğine dair umudum ve saygılarımla arz ederim.
Hasibe Nisa
GAZETECİ-YAZAR
10 Nisan 2008


DOSYA: BELEDİYE BAŞKANI KADİR TOPBAŞ VEFASIZ KOMŞU!

      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın Eminönü’ndeki deniz manzaralı ikinci makamının arka bahçesi sokak çocuklarının yaşam alanı.

      Çocuklar, Eminönü Zindankapı 361 Ada 12 Parsel’deki tarihi Belediye mülkü binanın girişinde, sur gediklerinde barınmaya çalışırken, karşı binada bulunan Başkan Kadir TOPBAŞ’a komşu oluyor(!).

      Bu durumda sokak çocukları ile Belediye arası fiziksel mesafe kısalmış görünüyor. Fakat sur çocuklarının makus tarihi ne yazık ki değişmiyor.

       Belediye Başkanının gözü sokak çocuklarını görmüyor!

      Sokak çocukları için proje yönetim merkezi olan bu binayı ihaleye çıkartıp başkanı olduğu derneğe tahsis eden TOPBAŞ, deniz manzaralı konforlu makamında sokak çocuklarına, surlara karşı ve onlara rağmen “romantik projelerle” uğraşıyor.

       Tuhaf! Başkan TOPBAŞ, Zindankapı Değirmen Sokak No:15’deki bu binanın aslında sokak çocukları için Belediye’de yürütülmesi gereken SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı Projenin yönetim yeri olduğunu sanki bilmiyor;

      Burada konforlu makamında Marmara’nın belediye başkanlarıyla buluşuyor, çay-kahve içiyor ve siyaset dersleri okuyor.

      Başkanı olduğu Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği çatısı altında daha ziyade pahalı yurt dışı-yurt içi gezileriyle, yemekli toplantılar düzenlemekle meşgul olan TOPBAŞ’ın ilgisini Bizans surlarının yıkık hali dahi çekmiyor.

       Yüksek Mimar Belediye Başkanı sosyal içerikli binaları mamur etmek yerine sokak çocukları için ayrılan yapıların içeriğini bozmakla meşgul!

      O’nun, mesela surları sosyal içerikli mekanlar olarak kullanıma açma yolunda harekete geçeceğine dahi ihtimal verilmiyor. Çünkü O, Eminönündeki makamının deniz manzaralı cephesinde lalelerle ilgileniyor, ‘İstanbul’da Lale Zamanı” projesi icra ediyor, yollara 10 bin 800 kadar lale diktiriyor..

      Ne büyük proje; nasılsa laleleri seyredeceğim diye kaza yapma riski de yok, çünkü ana arterlerdeki yollar bile çakır çukur gidiyor.

      Böyle bir havada lalelerin rehavetiyle İstanbul’da şimdilik herşey unutulmuş görünüyor.

      Bu durumda Sokak çocukları İstanbul’un surlarında Bizans kalıntılarından medet umuyor ancak Fener Rum Patriği bile lalelerle uğraşıyor, O da İstanbul’da lale zamanı yaşıyor; Başkan TOPBAŞ’a lale diktiği için alkış tutuyor, teşekkür ediyor (Patrik Bartelemeos’un Emirgan’da gezerken gördüğü lalelerle ilgili açıklamasına ilişkin haber internet sitesinde http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=15799 adresinde halen yayınlanmaya devam ediyor).

       Belediye icraatları sokak çocuklarını tümüyle transit geçiyor.

      TOPBAŞ lalelerden fırsat bulsa sokak çocuklarıyla ilgilenecek belki ama kimseden ses çıkmıyor, zira Eminönü’nde sokak çocukları proje yönetim merkezi olan binayı tahsis ettiği Derneğinin çalışmaları “daha o konuya gelmemiş” görünüyor; Belediye Kanunu’nun sokak çocukları için ciddi hizmetleri zorunlu kılan maddeleri Binada siyaset okuyan politikacıların gündeminde de yer almıyor.

       Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ gözünün önündeki sokak çocuklarını unutmuş görünüyor!

      Oysa Türkiye’de ilk defa yerel yönetim bazında sokak çocukları için yürütülecek sistemli çalışmalar birkaç yıl önce Zindankapı surlarının karşısındaki bu binada start almıştı.

      Belediye Başkanlığı’ndan, sağlık uzmanlarından psikolojik ve sosyal danışmanlara, avukatlardan ev hanımlarına kadar her kesimden gönüllü grupları’nın “anne hassasiyeti”yle aldıkları karar doğrultusunda olur yazısı çıkmış, sokak çocukları için Belediye’de ilk defa yürütülecek ciddi bir proje için çok önemli adımlar atılmıştı.

       İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı bu OLUR’una göre SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı Proje ile sokaktaki yardıma muhtaç çocuklar için, İstanbul Ticaret Odası, Sanayi Odası ve Ticaret Borsası’nın kurucusu olduğu İstanbul Vakfı ile ortaklaşa çalışmalar yürütülecek, “Bizim Çocuklarımız” adıyla, ilk adım istasyonlarından bir çocuk köyüne varıncaya kadar geniş imkanlar oluşturulacaktı.

       Sokak Çocukları Projelerinin Eminönü Zindankapı’daki Yönetim Merkezi’ni Belediye Başkanı’nın Derneğine tahsis eden ihale, sokak çocukları çalışmalarının engellenmesi faaliyetlerinin bir devamı!

      “TOPBAŞ ihalesi”nden önce asli misyonuna uygun işlerde kullanılan bu binanın kaderi, sokak çocukları için ayrılan bina ve arazilerin başka işlere ve şahıslara (?) tahsis edilmesi faaliyetlerinin bir devamı aslında;

       SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN PROJE ÇALIŞMALARININ SÜRDÜRÜLMESİNİ ZORUNLU KILAN MAHKEME KARARLARI VE OLUR YAZILARI SÜMEN ALTINDA TUTULUYOR; Böylelikle binalar da tefrişatlarıyla birlikte birer birer yok ediliyor!

      Sokak çocukları çalışmalarından farklı amaçlı işlere(?) ve şahıslara(?) tahsis edilen binalardan ilki Kartal Uğur Mumcu Mahallesi Serçe Sokak’taki binaydı.

       Sokak çocuklarının talan edilen ilk binası Kartal’da Belediye Başkan Hanımlarına tahsis edildi!

      Kartal’daki bina da tamamen sokak çocukları projesi dahilinde kullanılmak üzere inşa edilmişti(binanın temel atma töreni ilanına ilişkin davetiyesi, plan-projesine ve inşaat ihalesine ilişkin belge ve bilgiler mevcuttur). Binadaki tüm öğeler sokak çocukları için yürütülecek sosyal çalışmalar için planlanmış, fakat daha bitirilir bitirilmez, Belediye’de bürokratik yapı içinde somut bir yeri olmaksızın faaliyet gösteren, bu çerçevede yıllardır Belediye Başkan eşlerinin yönetiminde çeşitli sistemsiz faaliyetlerde bulunan bir birim(?)’e, “Kadın Koordinasyon Merkezi”ne tahsis edilmişti. Fatih’in emriyle kurulmuş ve tarihte çocuklar için vakıflarla işletilmiş sıbyan mektebi binaları da TOPBAŞ’ın vefasızlıklarından nasibini alıyor!

      Belediye Başkanlığı bu tarihi yapıları restore edişine gerekçe olarak yıllarca yatırım programlarında sıbyan mekteplerini çocuk evlerine dönüştürme amacını gösterdi, bu yapıların aslına uygun şekilde tahsisinin sağlanacağını vaad etti.

      Ancak restorasyon işlemi tamamlanınca durum tamamen değişti!

      SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı projenin tek resmi görevlisi, koordinatörü, bu duruma; sıbyan mektepleriyle ilgili ihalelere itiraz etti, yasal gerekçelerle yazılı ve sözlü tüm yöntemleri kullanarak mücadele etti.. Ancak o da sürgün edildi.

      Böylelikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocukları için yürütülen proje de sümenaltına itildi;

      Resmi yazılarla Belediye Başkanlığı’ndan Proje için başka resmi görevliler talep etmesine rağmen tüm işleri tek başına halletmek durumunda bırakılan Proje Koordinatörü, Projenin tek resmi görevlisi, bir ihale nedeniyle Mezbahalar Müdürlüğü’ne sürgün edildi.

       “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adıyla 2000 yılında, Belediye Başkanlığı’nın resmi yazılı oluru ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başlatılan sokak çocukları projesinin tanıtım filmi için lütfen tıklayın (Bu proje uygulaması, Proje Koordinatörü’nün haksız atama (sürgün) işlemleri nedeniyle askıya alınmış, böylelikle sokak çocukları için ayrılan binalar ve işlerin bir bölümü de yargı kararları yok sayılarak hukuk dışı şekilde özel şirketlere ihale edilmiştir. Konuya ilişkin gazete haberleri internet üzerinde şu adreslerde:

      http://arsiv.zaman.com.tr/2002/06/27/marmara/h1.htm

      http://arsiv.sabah.com.tr/2002/06/22/s0601.html

      http://arsiv.sabah.com.tr/2002/06/22/s0605.html

       Sokak çocukları projesinin koordinatörünün sürgün edilmesiyle trilyonluk ihalelerin önü açılmış oldu(!) ;

      Sıbyan mektebiyle ilgili yapılar turizme hizmet adı altında Piyerloti İhalesi kaysamında 10 yıllığına bir şirkete çay bahçesi-otel-motel-lokanta olarak kiraya verildi ve Eyüp Semti İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebi, yasaların bu tür yapıların aslına uygun içerikle kullanılmasını zorunlu kılmasına rağmen çay kaşıklarının şıkırtısının boğucu gürültüsüne terk edildi.

       Eminönü Ebusuud Caddesi’nde sokak çocukları için tüm tefrişatıyla hazır 6 katlı bina da talan edildi!

      Bu bina da farklı işler için Belediye Üst Düzey Yöneticilerinin yönetim kurulu üyesi bulunduğu bir şirkete, Sağlık A.Ş.’ye verildi..

      (Tüm binaların ve arazilerin vahim akıbetini anlatan bilgi ve belgeler mevcuttur).

       İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’unun sümenaltı edilmesi suretiyle başlatılan bu süreçte pervasızlıkta neticede daha ileri gidildi ve;

      Sokak çocukları için İstanbul Vakfı ile ortaklaşa yürütülen projenin yönetim mekanı bile ihaleye çıkarıldı;

       Eminönü Zindankapı Değirmen Sokak No:15’deki Merkezin Mekanı, 2005 yılında yapılan bir ihale çerçevesinde 15 milyara Belediye Başkanı’nın Başkanı olduğu bir derneğe 10 yıllığına kiraya verildi!

      Sokak Çocukları Projesi Yönetim Merkezi’ni alan dernek Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği. Başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ olan bu derneğin resmi internet sitesi ana sayfasında TOPBAŞ’ın laleler eşliğinde gülümseyen pozuyla desteklenen “oyun”un ana teması şudur:

       Mahkeme kararları ve SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN proje uygulamalarını zorunlu kılan Belediye Başkanlığı resmi olurları sümen altında tutulmakta, binalar talan edilmekte;

       Böylelikle sokak çocukları konulu işler tümüyle ihale konusu yapılmakta,

       Her seferinde bu ihaleyi İsanbul Büyükşehir Belediyesi üst düzey yöneticilerinin yönetim kurulu üyesi bulunduğu SAĞLIK A.Ş. kazanmaktadır(?).

      Oysa İstanbul Sağlık A.Ş. (SAĞLIK A.Ş.)’nin Belediye adına sokak çocukları hakkında çalışma yürütmesini meşru kılan geçerli bir yeterlilik belgesi ve yasalar çerçevesinde herhangi bir yetkisi bile YOKTUR!

      Buna rağmen sokak çocukları için sürdürülmesi zorunlu olan Belediye işleri, hiçbir resmi hüviyeti bulunmayan ve ehliyeti tartışılır kişiler eliyle, bu özel şirket üzerinden götürülmektedir.

      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin sokak çocukları projelerinin sürdürülmesini öngören Yürütmenin İptaline ilişkin 2005/347 E. ve 2006/918 K. Sayılı 28.04.2006 tarihli kararını uygulamamakta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’unu ısrarla sümenaltında tutmakta ve neticede olan olmaktadır;

       Sokak çocukları ile ilgili işler Belediye Yöneticilerinin şirketlerine, binalar başka işlere ve malum şahıslara ihale edilmekte, peşkeş çekilmekte.. Belediye Başkanı, yardıma muhtaç çocukları kullanarak yasadışı faaliyet göstermekte, suç üstüne suç işlemektedir!

       Görüldüğü üzere hem hizmetler, hem binalar açısından, sokak çocukları üzerinden büyük paraların döndüğü ihaleleri yürüten de, kazanan da aynı kişidir; Başkan Kadir TOPBAŞ yönetiminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi üst düzey idarecileridir.

      Sağlık A.Ş. adlı şirket hukuk dışı faaliyetleriyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim kurulu üyesi bulunan üst düzey yöneticilerine “huzur hakkı” adı altında ek ödemelerde bulunmakta, bu arada sokak çocukları üzerinden Belediye’nin parasıyla, Belediye’nin Tuzla Aydınlı Mezbaha binasında, Belediye’nin imkanlarıyla işi götürmektedir.

       Sokak çocukları ise “ihalelerle süslenen bu tabloda daha çok Belediye yöneticilerinin “döner sermaye” çalışmalarının bir parçası gibi görünmektedir.

       SOKAK ÇOCUKLARI DÖNER SERMAYE ARACI DEĞİLDİR!

      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocukları konulu işlerle ilgili mahkeme kararları acilen yerine getirilmeli;

      Eminönü Zindankapı Değirmen Sokaktaki Bina ve sokak çocukları projesine ayrılmış tüm yapılar tefrişatlarıyla birlikte acilen kurtarılmalı, SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN Projesi uygulamaları kaldığı yerden sürdürülmelidir!

      Sokakların Çatısı Olsun Projesinin tanıtım filmi aşağıdadır:

      SOKAK ÇOCUKLARI PROJELERİ BELEDİYE’DE HUKUK DEVLETİ İLKELERİNE SAYGI DUYULACAĞI BİR ZAMANI BEKLEMEKTEDİR!

       SOKAKLAR HAYKIRIYOR; İNSANLIK YOKOLUYOR!

      Her biri zaferle sonuçlanmış, fakat gereği “İdare” tarafından yerine getirilmemiş davalarımı, ceza ve tazminat konulu yaptırımlar için “Türk Adalet Sistemi’nin Müşvik elleri”ne terkedeliberi bir hüzün var içimde.

      Acaba? Diyorum..

      Donkişot muyum ne?

      Savaş açmışım yel değirmenlerine?

      Öyle herhalde.

       Yüreğini rüzgara satmış, zamane hırslara dalmış bir güruha karşı boş bir mücadele..

      Adında adalet olan bir partinin yönetiminde, sade dilde aradık adaleti biz delicesine.

      Fakat nafile.. “Lale devri çocuklarıyız” ninnisiyle,

      Laleler arasında tükenir ömrümüz böyle..

       Sokaklar dolu lalelerle.. vesaire.

       SOKAKLARIN ÇATISI YOK İŞTE!

      Böyle bir ruh halinde, 27 Mart’ta, Yerel Yönetimler Bayramlarını hatırlatan günde bindim Bahçeşehir’den Saraçhane’ye giden otobüse.

      Sokak çocukları ve tüketici hakları konulu işlerimin başına iademi gerektiren mahkeme kararlarını uygulamaktan ısrarla imtina eden Belediye Yöneticileri bankamatik memuru olmamı istiyor belki ama taktikler beni asla yıldıramaz ASLA!

      Bu böyle biline.

      Mesaimi aksatmamalı.. “işime”..

      Afedersiniz işyerime gitmeliyim her şeye rağmen vaktinde.

      En verimli çağlarımda yediğim sürgünlerle pasivize edilişime rağmen yine de, tüyü bitmemiş yetimin hakkını vermeli, kadromla atandığım sürgün yerimde ömür çürütmeliyim, maaşıma karşılık gelir belki diye.

      Ah ömrüm.. Çürü ki ruhum yeşersin yeryüzünde.

      Ve sen ruhum, asla bırakma zalimin yakasını.. Mahşerde bile.

      Saraçhane şuracıkta.. Neredeyse geldik bile..

      Vatan caddesini yine laleler sarmış alabildiğine.

       Laleler, renk renk, desen desen..

       Ne desen boş! Sokaklara serilmiş paralar yine..

      Laleler ve arasında bir çingene!

      Çiçek satacak ama nafile..

      Lalelerin yanında kim bakar kır çiçeklerine.

      Evini de yıkmışlar, ne yapsın, çingene?

      Gelen geçen otomobillerin yarı aralı camlarından ahını bırakıyor yüreğimin ta içine.

       Ah çingenem! Sokakta, dileniyor besbelli.. O da ne; sırtında bir bebekle!

      İn dedi ruhum ama Belediyenin otobüsü durağı çoktan geçti bile.

      Beynimde o çocuk, gönlümde çocuk.. Ah kadın, ah çocuk!

       Vah sokaklar! Çınlıyor yine! Bir sonraki durak saraçhane yokuşu dibinde.

      İndim alelacele. Ne göreyim.. Yine bir kadın, yine bir çocuk, yine dileniyor az ötede.

      Hava ayaz mı ayaz.. Böyle soğukta bir bebeğin, bir çocuğun sokakta işi ne!

      Üşümüş de yavrucuk sığınmış tozlu battaniyesine!

      Ah kadın! Üşütme çocuğu, var mı hakkın öyle! Belediye var ya az ötede..

      Olmadı Vilayet! Yok mudur Bab-ı Ali de..

      Ne dedim, ne anlatabildim..

      Nafile!

      Baktı durdu yüzüme sade.. Hissizce..

      Belli ki inanmıyor verdiğim adreslere..

       YOKUŞLAR ANLATMAKTA; TARİH YIKILMAKTA

      İstanbul’un kalbidir Fatih-Eminönü. Tarihi bir gerçekten öte güncel bir geçerliliktir bu bölgenin önemi. Burada olmak İstanbul’da olmak, Türkiye’de olmak demektir. Fatih’in-Eminönü’nün kalbi ise yokuşlarda atmaktadır, bilenler bilir.

      Son zamanlarda uğradı mı yolunuz Fatih’in yokuş başlarına?

       Ne halde gördünüz mü memleket burada!

      Bakınız lutfen! Hal-i pür melalimizi İstanbul’un ol yokuşları haykırmakta.

      Dinleyin! İstanbul’un iki meşhur yokuşu; Saraçhane ve Bab-ı Ali neler anlatmakta?

      Bab-ı Ali, Ankara’yı temsilen Vali Bey’in makamıdır; ki yokuş ortasında,

      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, Reis Bey’in Makamı ise Saraçhane yokuşu başında yer almakta.

      Bab-ı ali ne manaya geliyor; Büyük Kapı!

      Bilindiği üzere bu devrin ricali, Devlet Büyükleri, İstanbul’da burada.

      Bir o kadar mühim bir makamdır SARAÇHANE, kutlu bir yokuşmuş Fetihler asrında.

      Hey gidi Yüce Fatih! atlar eyer tutsun diye besbelli, saraçlara bina vakfetmiş ol yokuşta.

      Makam-mevki sahibi zatların hallerine şahitlik edermiş ezelden-ebede Saraçhane Yokuşu da.

      Derler ki;

      Saraçhane yandı, Osmanlı gitti.. İhtişam devri bitti! Boşa arama.

       Halkı yönetenler duvarlar ardında, gayri bulamazsın sokakta.

       Onlar yokuş başlarında yine lakin, sırça köşklerinde uyuklamakta.

       Arif olanlar dedi; Hülasa kör olmuşlar sanki Hakka bakmakta.

      Makam Erbabı o zatların geleni aratırmış gideni bu zamanda.

      Yerel-Genel Yöneticiler, arz-ı endam eylerlerken eskortlarıyla ve dahi son model otolarıyla..

      Aslını özlermiş İstanbul, Fetih bekler boşuna.

      Duydunuz mu? Şiirden anlayanlar için şiir yazmış İstanbul, yıkılmış da bir yokuşta;

BİR ÇIĞLIK VAR SOKAKTA

Fethi mi özledin Mahzun Sevgili? Hasret gitti Eyyüb’ün Saraçhane! Fatih’in vakfı! Ol yiğitler atına eyer ördün Atın eyerler Ashab, aşkı için Resul’ün; günlerden daha dün Ah İstanbul! Yıkıldın bir yokuşta, çağ yangınıyla öldün!

Yangın yıkmazdı ol Yokuşu! Belli vahşete gömüldün.. Çıplak bir çocuk! Avuç açmış ötede, görmedi! De ki kördün? Büyükmüş Reis! Vasıtası eyersiz! Sürdü gitti.. Gördün? Ne makamındadır sor hele; Yetmez mi keyif sürdüğün!

Eyerin de yok ayarın da, söyle hangi yolda yürürsün? Az ötendedir mazlum. Sağır mısın ha! Makamında çürürsün Kopacaktır kıyamet çığlığıyla mazlumun! Bekle görürsün Kurulur Divan mutlak! Ol Makama sen makamsız yürürsün

Seyyid Baba Cafer! Kalk da söyle! Zindanda neden öldün? Fethin asrı gelsin diye sen, Bizans’a; Zalime karşı yürüdün Unuttu gafil kodesi yeğ tutan neydi makama; o asil hüznün! Aynı çığlık sokakta! Zalim bizden görünür! Seçemez ardın-önün!

Şifa
27 Mart 2008
İSTANBUL



       TARİHİ BİR DAVA; ANLAYANA! Sokakların çığlığı ve Seyyid Baba Cafer..

       SOKAKLARIN ÇATISI YOK diyor bir ses çağlar ardından.

      Fatih’in yokuşları dibinde, Eminönü’nde, Zindankapı Değirmen Sokakta.. Yerel-Genel Yönetim Makamlarının izdüşümünde bir Sultan.

       Ve sokakların hazin öyküsünü anlatan bir ZİNDAN!

      Bir kutlu maneviyat, bugünün makus tarihini haykırıyor sanki Peygamber torunu yüce zatın birkaç metrelik istirahatgahından.

      Tarih tekerrürden ibaret.

      Bu zindanda anlıyor insan.

      Evliya Çelebi bildiriyor; tasavvuf erbabı Seyyid Baba Cafer Hz., Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V.) soyundan.

      Abbasi Halifesi’ne elçi olmuş bu Seyyid, İstanbul’a gelmiş Harun Reşit tarafından ta Bağdat’tan.

      İstanbul inlemekte, bezmiş alem Zalim Bizanstan!

      Hıncından kudurmuş da zulüm; vahşete dönmüş devran Müslüman cenazeleri neşredilen sokaktan.

      Seyyid Baba Cafer bir Müslüman. Bir başına kafa tutmuş “süper güç”e, o hesap sormuş I. Nikeforos’tan.

      Demiş;

       “Böyle gaddarlık yapamaz Allah’a inanan”

      Kudurmuş İmparator gadabından.

      Hey gidi Yiğit! Seyyid Baba Cafer! Ruhuna dar gelmiş ki zindan! Naaşını da hapsetmiş Zalim, çıkmadın Medrese-i Yusufdan!

      Duyar gibiyim;

       Hiddetin şiddeti, zalimin makamından.

      Sayısız mesaj yayılır aleme bir zindandan, bir yiğidin asil duruşundan.

      Makamının hiddetinden ve kızgınlığının şiddetinden Seyyid Baba Cafer Hz.’nin cesedini de zindana gömdüren zulüm ehli imparator artık yok.

      Onun adı bile silinmiş.

       Seyyid Baba Cafer ölmedi, ruhuyla konuşuyor ve besbelli yine;

       SOKAKLARIN ÇATISI YOK! Diyor.

      Asra inat, bir yüce ruh ibret-i alem için halen ayakta.

      Ve o kutlu dava, zindancıyı imana getiren dava ölmedi, yaşamakta!

      Seyyid Baba Cafer Hz.’nin kabr-i şerifi ve yanıbaşında aynı kaderi paylaşan tövbekar zindancı Ali Baba Hz.’nin türbesi bunu kanıtlamakta.

      Seyyid Baba Cafer Hz.’den bize ulaşan mesajı almak için hal-i pür melalimizi düşünün ve yine sokaklara dönün lütfen.

       Bugün İstanbul’da Bizans yok, ancak tuhaftır; sokakların sahibi sanki yine yok!

      Bunu anlamak için yokuş başlarına gitmeyin, gereksiz.

      Tüm Allah dostlarının ruhlarına bir Fatiha yollayın, Seyyid Baba Cafer Hz.’nin zindanının önüne çıkın ve burada şimdilerde otopark olarak kullanılan sokağa, sokaktaki Zalim Bizans Kalıntısı sur yıkıntısının gediklerine bir bakın.

      O sırada bir sokak çocuğu ya da evsize rastlamasanız bile, onların gece yatarken ısınmak için kullandıkları paçavraların kalıntılarını, ya da damarlarını yakmak için dertlenerek içini boşalttıkları alkol şişelerini mutlaka görürsünüz orada.

       Yanarsın Zindan Kapı; Duyulmaz Yine Sokakların Acı Çığlığı!

      Gariptir ki Evliya Çelebi Hz.’nin, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’den aldığı ilhamla şefaat için seyahate talip olup sokaklara çıkmasına vesile olan yer de yine burasıdır.

       HİZMETİN ADRESİ SOKAKLARDIR!

       Evliya Çelebi Hz. gibi yüce bir zata bile hizmet için sokakların adresini vermiş ilahi hikmet, Zindankapı’da tecelli eylemiştir.

      Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin ilham gerekçesi olarak eserin başında anlatılan rüya tam da bu mekanda gerçekleşmiş, Ahi Çelebi Camisi’nin duvarlarına aksetmişti.

      Ahi Çelebi Camisi’nin duvarlarına, sokakların malum hali aksetmekte şimdi!

      Evliya Çelebi Hz.’nin Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ile buluştuğu bu Caminin yanıbaşında Belediye mülkü binanın yer alması bir tesadüf mü acaba?

      Aksine! Tesadüf diye bir şey olmadığını haykırıyor manzara;

       BELEDİYE MÜLKÜ BİR BİNA, MAKAM VE MEVKİ REHAVETİNİN KÖR VE SAĞIR EYLEDİĞİNİ BELGELİYOR ZİNDANKAPI’DA.

      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait 4 katlı bu bina, Sokakların savunucusu Seyyid Baba Cafer Hz.’nin Zindanıyla Sokakların Fatihi Evliya ÇELEBİ’nin rüya camisi arasında ve Zulüm Meydanı Bizans Suru kalıntısı karşısında 361 Ada 12 Parsel’de Değirmen Sokak 15 Numara’da.

       Zindankapı’daki bu bina, sokakların Seyyid Baba Cafer Hz.’ne zindanı seçtiren acı kaderine dur demek isteyenlere ev sahipliği yapmış, büyük hülyalara kucak açmıştı bir zamanlar.

      Evliya Çelebi Hz.’nin rüya camisinin duvarlarının dili olsa çok şey anlatacak da, ona da gerek yok aslında!

       23 Nisan 2001 tarihinde bu mekanda 60 kişilik bir gönüllüler ordusu bir araya gelmiş ve sokakların kötü kaderinin değiştirilmesi adına bir karar verilmişti. Televizyon Programı Yapımcısı Ayşe BÖHÜRLER, Avukat Serap YAŞAR, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Gönüllü Grup Yöneticisi Esin SEVGİN, Baro Çocuk Hakları Komisyon Üyelerinden Avukat Nuran YAVUZ, Eğitimci-Halk Eğitim Merkezi Anne-Çocuk Eğitimcisi ve UNICEF Görevlisi Feray DEMİRALP, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi Avrupa Yakası Sorumlusu Emine NALBANTOĞLU, Osmanlı Tarihi ve Türk İktisat Tarihi Araştırmacısı Ferda MAZAK, Eğitimci-Milli Eğitim Müdürlüğü Çocuk Gelişimi Merkezi İdarecisi Sevgi DENİZ, Eğitimci ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Birimi Çalışanı Serpil ÖZTÜRK, Psikolog Mehtap KAYAOĞLU, Eğitimci-Astronom Muzaffer ÖZDALLI, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Memuru Ayten KARAGÜNEY, İşletmeci Gül ZÜLFİKAR, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Müdür Yardımcısı Nurgül BAYRAKTAR, Ev Hanımı Hatice ÖZYİĞİT, Ev Hanımı Bedriye TOPÇU, Ev Hanımı Beste BERKEL.. Belediye’nin sokak çocukları için yürüteceği çalışmalara destek veren ve hepsi hanımlardan oluşan gönüllü ordusundan sadece birkaç isim.

      Türkiye’de ilk defa, yerel yönetim bazında sokak çocukları için yürütülecek sistemli çalışmalar, sağlık uzmanlarından psikolojik ve sosyal danışmanlara, memurlar, eğitimciler ve avukatlardan ev hanımlarına kadar her kesimden gönüllü grupları’nın “anne hassasiyeti”yle aldıkları karar doğrultusunda, bu binada start almıştı.

      “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” Projesi Gönüllü Hanımlar Grubunun kararlılığını ifade etmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilgililerine sunulan rapor Türkiye’de bir ilkin ifadesiydi.

      Bu binada belki de sokakların makus tarihi değişecekti.

       SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN adlı Proje ile sokaktaki yardıma muhtaç çocuklar için Belediye’de kapsamlı çalışmalar yürütülecek, “Bizim Çocuklarımız” adıyla, ilk adım istasyonlarından bir çocuk köyüne varıncaya kadar geniş imkanlar oluşturulacaktı.

       Peki ne oldu?

      Resmi yazılarla Belediye Başkanlığı’ndan Proje için başka resmi görevliler talep etmesine rağmen tüm işleri tek başına halletmek durumunda bırakılan Proje Koordinatörü, Projenin tek resmi görevlisi, bir ihale nedeniyle Mezbahalar Müdürlüğü’ne sürgün edildi.

      Peki ne için?

      Yine Evliya Çelebi Hz.’nin övgüyle bahsettiği mekanda kurulu Eyüp Semti sıbyan mektebi binalarının aslına uygun kullanıma tahsisi yolunda mücadele ettiği için.

      Sokak Çocukları Projesinin halen kağıt üzerindeki tek yetkilisi olan Devlet Memuru, tarihte çocuklar için kurulmuş sıbyan mektebi binalarını otele dönüştürmek için yürütülen Piyerloti İhalesine karşı çıktı diye Mezbahalar Müdürlüğü’ne sürgün edildi..

       Böylelikle trilyonluk ihalelerin önü açıldı (!)

      Sıbyan mektebiyle ilgili yapılar turizme hizmet adı altında 10 yıllığına bir şirkete çay bahçesi-otel-motel-lokanta olarak kiraya verildi. Evliya Çelebi’nin övdüğü İdris Köşkü Mevkii ve İdris-i Bitlis-i Sıbyan Mektebi çay kaşıklarının şıkırtısının boğucu gürültüsüne terk edildi.

      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı oluru ile sokak çocukları için İstanbul Vakfı ile ortaklaşa çalışma yürütülecek mekan olan Eminönü Zindankapı Değirmen Sokak No:15’deki bina bile 2005 yılında yapılan bir ihale çerçevesinde 15 milyara birilerine 10 yıllığına kiraya verildi..

      Mesele bitti!

       Sokak çocukları için Belediye ile bir sivil toplum kuruluşu (İSTANBUL VAKFI) arasında ortaklaşa yürütülecek Proje askıya alındı, Proje için tahsis edilmiş binalar bozuldu, içeriği, tefrişatı talan edildi, arsalar başka işlere peşkeş çekildi..

      Projenin Koordinatörü olan Devlet Memurunun görevlerine iadesini öngören mahkeme kararları var. Mahkeme kararları bir devlet memurunun mücadelelerinin haklılığını kanıtlamaktan öte, sokak çocukları için Belediye’de başlatılan gerçek anlamda kalıcı-bürokratik, sağlam uygulamaların, SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN Projesinin sürdürülmesini zorunlu kılıyor.

      Ancak Belediye’nin sokak çocukları projelerinin tek resmi ve yasal yetkilisi olan bu memur görevlerinin başına iade edilmiyor, sokak çocukları için Belediyede yürütülecek sistemli çalışmalar ısrarla engelleniyor.

       SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN PROJESİ NEDEN ENGELLENİYOR?

      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocuklarının adı kullanılarak yürütülen büyük meblağlı ihalelerle ilgili hesaplar altüst mü olacak?

      Belediye Üst Düzey Yöneticilerinin bu ihaleleri alan şirketteki yönetim kurulu üyelikleriyle ilgili ek ödemeleri tehlikeye mi girecek?

      Belediye’nin Dar-ül Acezesi bünyesinde Tuzla’da Mezbaha içinde bir binada sokak çocuklarının adı kullanılarak yürütülen, hedefi, başı-sonu belirsiz derme-çatma uygulamalardan mahrum mu kalınacak?

      Hukuki hiçbir altyapısı bulunmayan ve aksine sümenaltı edilen onay belgelerine ve mahkeme kararlarına muhalif şekilde özel şirket eliyle “sokak çocuklarına meslek edindirme çalışması” adı altında yürütülen ihale ile sürdürülen hukuk dışı eylemlerde ciddi paralar dönmekte fakat neticede çocuklar yine sokaklarda ölmektedirler.

      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İSMEM adıyla yürütülen mevcut uygulamalar, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun hedefsiz uygulamalarından nasibini alamamış ve sokaklarda büyümüş olan yaşı geçkin birkaç gence hizmet vermekten dahi acizken ne adına sürdürülmektedir!

       Belediyenin parasıyla Belediye adına iş yürüten Sağlık A.Ş., İSMEM adlı hukuk dışı yasal mesnetsiz “Birim”de sokak çocukları için çalışma yürütecek yasal ve hukuki herhangi bir yeterliliğe sahip midir?

      Sorular, sorular, sorular..

       Sorular çok, ancak muhatap yok!

      Muhataplar sırça köşklerinde başka işlerle meşgul olsa gerek.. Besbelli ondan hemen yanı başlarında, herkesin gözü önünde yaşanan insanlık dramlarından bile habersizler.

      Onlar kar yağdığında saysız insanı sokaktan toplayıp birkaç günlüğüne bir spor salonuna tıkıp reklam yaparken, zabıta hizmeti yapacağım diye dilenenleri toplayıp sonra salıverirken bile akletmiyorlar;

       Sokakta, değil bir çocuğun, tek bir insanın bulunması bile yönetim ayıbıdır.

      Ayıptır! Günahtır!

      Seyyid Baba Cafer Hz.’nin ruhu şad olsun; Tıpkı onun söylediği gibi..

       Mevcut yöneticilerin hukuk tanımaz tavrı, hiçbir inanca ve hatta inançsızlığa dahi sığmamaktadır.

      Bu milletin çocuğunu, şizofreni hastasını, yaşlısını, yardıma muhtaç kadınını zulüm düzeninle sokaklara terk edip, sokakta bırakamazsın Sayın Yönetici!

       Sen bu millet için açılmış hayır kapılarını kapatamazsın Sayın Yönetici!

      Turizme hizmet edeceğim mantığının arkasına sığınıp da, hayıreser kapsamındaki binaları, içeriğinden, tarihi aslından asli fonksiyonundan soyutlayıp birer birer yok edemezsin Sayın Yönetici!

       Fatih Sultan Mehmet Han’ın, İdris-i Bitlisi’nin, Eşi Zeynep Hatun’un ve dahi Evliya Çelebi Hz.’nin kemiklerini sızlatan Piyerloti İhalesiyle, bir vakfı gözyaşına çeviren paralar ihya etmedi mi?

      Sağlık ve sosyal yardım hizmetlerinin bakanlık düzeyinde ayrışması yüzünden bugün ülkemizde şizofreni vakaları ne hastanelerde, ne dar-ül acezelerde ve benzerlerinde hiçbir yer bulamamakta, sokaklarda ölmektedirler.

       Onlara umut olacak gündüz hastanesini yeniden canlandırmak varken, aksine Türkiye’nin ilk gündüz hastanesine ev sahipliği yapmış Akaretler de birilerine peşkeş çekilmiştir.

       Toplumsal projeler için kullanılması gereken tüm tarihi yapılar aynı mantıkla talan edilmekte, üç kuruşluk rant hesapları yüzünden ecdadımızın kemikleri sızlatılmaktadır.

      Bu zalim gidişe alkış tutamazsınız Sayın Yönetici!

      Kabul edin ki Akaretler Sıraevlerin açılışıyla ilgili şu açıklamanın neyi ifade ettiğini düşünmek zorundasınız;

      “Gümbür gümbür geliyoruz” Nereye geliniyor? Nasıl geliniyor? Ne için geliniyor?

      Memleketi akaret yapmaya değil herhalde.

       Şanzelize, rezidans ve butik otellere, hotellere, barlara.. karnımız tok.

       Sokaktaki evsizlere, sokak çocuklarına, şizofreni vakalarına tüm yardıma muhtaç insanlarımıza kucak açacak aklı başında uygulamalar istiyor halk.

       Ah yönetici lütfen artık yerinden kalk.

       Sırça köşkünden in ve artık sokaklara bak.

       SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN!
Hasibe Nisa
GAZETECİ-YAZAR